Ahmed Rasim - Muharrir Sair Edip

24.04.13 | yabgu

http//photoload.ru/data/bc/d9/44/bcd944a6abca4359ffe81ec329b8d5.jpg


Muharrir Şair Edip
Author: Ahmed Rasim
Publisher: Tercüman 1001 Eser
Publication date: 1980
Number of pages: 209
Format / Quality: PDF
Size: 5,3 Mb
Language: Turkish


Quote:
Ahmet Rasim, (d. 1864, İstanbul - ö. 21 Eylül 1932, İstanbul) Türk yazar, gazeteci, tarihçi, milletvekili.

Kendine özgü bir üslupla kaleme aldığı eserleri geniş bir okur kitlesi tarafından okunan, mutlakiyet, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiş bir yazardır. 50 yılı bulan yazı hayatında farklı edebi türlerde ve çok sayıda eser verdi. Dönemin İstanbul hayatının ayrıntıları üzerinde durduğu fıkralarıyla tanındı.3.ve 4. Dönem TBMMde İstanbul milletvekili olarak yer aldı. Tanınmış bestekar Osman Nihat Akının dedesidir.

Darüşşafaka mezunudur. Muharrirlik, Yazarlık, Bestekârlık, Posta Telgraf İdaresi Memurluğu, Tercümanı Hakikat, Saadet, İkdam, Sabah, Malûmat, Servet, Tanin, Hak ve Tasvir-i Efkar gazeteleri yazarlıkları, Güneş, Gülsen, Sebat, Say ve Servet-i Fünûn, Resimli Gazete, Musavvar ve Malûmat dergileri yazarlıkları, TBMM III. ve IV. Dönem İstanbul Milletvekilliği ve III. Dönem Kütüphane Encümeni Reisliği yapmıştır. Evli ve altı çocuk babasıdır.


Muharrir, Şair, Edip veya yoldan adam çevirip şiir okuyanlar

Ahmed Rasimin Muharrir, Şair, Edipi XIX. yüzyılın sonunda İstanbuldaki basın ve edebiyat çevresini, müşahedeler ve hatıralarla anlatan müstesna kitaplardan biri.

Kitabı yayıma hazırlayan Prof. Dr. Kazım Yetiş, Muharrir, Şair, Edibin, Ahmed Rasimin hâtıralarının sadece bir devrini muhtevi olduğunu belirtiyor ve kitapta değişen dilimizi, edebiyatımızı ve bunların kavgalarını bul[duğumuzu]; Ahmet Mithat Efendi, Muallim Naci, Recaizade Mahmud Ekrem Bey ile ilişkilerini; edebî mahfilleri, şairlerin toplantılarını, kıraathaneleri; evini terk eden gençleri, Padişaha sadakatinden oğlunu ihbar edenleri, çoğu zaman bir anekdottan öteye geçme[yen] bir yaklaşımla dile getirdiğini bildiriyor.

Muharrir, Şair, Edibin Muallim Naci ve çevresine ilişkin notları, özellikle ilginçtir. Nacinin, başta Şeyh Vasfi olmak üzere, Andelib, Üsküdarlı Talât Bey Kâzım Paşa, Muallim Feyzi gibi mürîdleri vardır ve bu mürîdlerden Kâzım Paşa, o çok bilinen

Düştü Hüseyn atından Sahra-yı Kerbelâya
Cibrîl (hemen) haber ver, Sultan-ı Enbiyâya
beytinin şairidir. Cevdet Kudret, Kâzım Paşanın şiir yüklü bu beytine bayıl[dığını] söyler ve ikinci mısraı
Cibrîl koş haber ver Sultan-ı Enbiyâya
biçiminde yazar.

Kâzım Paşa gibi, Muallim Naci çevresinden Muallim Feyzinin ise bu beytin Paşaya değil de, kendisine ait olduğunu iddia ettiğini yine Muharrir, Şair, Edipden öğreniyoruz. Ahmed Rasim, Galatasaray Mekteb-i Sultanîsi Farsça hocası olan Muallim Feyzinin Kâzım Paşayı bir türlü affedeme[diğini]; Paşanın sözkonusu beyti kendisine mal ederek benimsemiş olduğunu naklettikten sonra şunları yazıyor: [Muallim Feyzi] adetâ asabiyetî galip olduğu zamanlarda bile, Paşa için,

- Benzersiz edebiyat hırsızı! derdi.

Ahmed Rasim, Kâzım Paşa hakkında da eğlendirici anekdotlar naklediyor. Bunlardan biri, Kâzım Paşanın gençliğinde yapmış olduğu manzûm kıtalarını konaktaki ayvaza okuyup zorla dinlete dinlete zavallıyı meram et[tiğidir]. Ahmed Rasim, bunun Kâzım Paşaya mahsus olmadığını; o zamanın manzûm eserlerinin sahiplerinde de hemen hemen buna benzer meselelerin var [olduğunu] belirtmeyi de ihmal etmiyor. Kendisinin de başına benzer bir olay gelmiş. Bir sabah Makriköydeki evinde henüz yataktan kalktığı sırada kapı çalınmış, kapıyı açınca da karşısında şair Celâli görmüş. Celâl, Bu gece bir gazel söyledim. Bir türlü uyuyamadım. Anlayacak yok ki, okuyayım. Düşündüm, düşündüm hatırıma sen geldin. Uyumam, erkenden gider ona okurum, dedim demiş.

Ahmed Rasim, şöyle sürdürüyor sözlerini:

Bunlarda şiir okuma teşebbüslerinin her çeşidi vardı; Kendisini dinleyecek birini bulmak için Direkler Arasında, Bâbıâlî Caddesinde bir aşağı iki yukarı gezinenleri bilirim. Bu zümrenin fertleri daha yeni heveslenenlerdi ki, birden bire açılamazlardı. Orta seviyede bir şöhrete mâlik olanlarda ise teklif ve tekellüfe bakmayanlar çoğunluğu teşkil ediyordu. Yolda giderken sizi çevirirler,

- Dünkü gazeli sana okudum mu idi?
derler. Ellerini ceplerine sokarlar, göz mü kapayacak, sakal mı tutacak, baş mı sallayacaklarsa alırlar, gürül gürül okurlardı.
Ne dersiniz? Acaba Muallim Feyzi de, Kâzım Paşayı Direkler Arasında yoldan çevirip ona o beyti okumuş olabilir mi? Ahmed Rasimin söylediklerine bakılırsa, durum tam tersi olmalı: Yoldan çevirip şiir okumak, Muallim Feyziden ziyade, gençliğinde konaktaki ayvazı şiirlerini okuyarak delirten Kâzım Paşaya daha çok yakışıyor, çünkü!!!
Dear guest, you must be registered, in order to see the hidden text!
Dear guest, you must be registered, in order to see the hidden text!
Dear guest, you must be registered, in order to see the hidden text!
Dear guest, you must be registered, in order to see the hidden text!

!

: 1000 | : 1
:
 (Votes: 2)
(1)
To add the comment
Bold font Underlined font Insert a link Insert code Insert block for registered users Crosslined font Italic font Insert an email Insert a quote Color
smile biggrin tongue wink cool angry sad cry upset tired blush surprise thinking shhh kiss crazy undecide confused down up 
captcha